Şirket hesabından ortağın kişisel banka hesabına para aktarılması, muhasebede ortaklar cari hesabına borç olarak kaydedilir. Bu yöntemle para çekildiğinde, ortak şirkete borçlanmış olur. Yani alınan tutarın ilerleyen dönemlerde mutlaka şirkete geri ödenmesi gerekir.
Bu işlemi yaparken dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, çekilen toplam tutarın şirket sermayesini aşmamasıdır. Ayrıca cari hesap bakiyesinin uzun süre yüksek kalmaması için belirli aralıklarla ya şirkete geri ödeme yapılmalı ya da bu tutar maaş (huzur hakkı) olarak muhasebeleştirilmelidir.
Ortaklar cari hesabının sürekli yüksek bakiye vermesi, vergi idaresinin dikkatini çekebilir ve bu durum vergi incelemesine yol açabilir. Eğer bakiye uzun süre kapatılmazsa, şirket ortağa kullandırdığı bu tutar için faiz (ADAT) hesaplamak zorunda kalabilir ve bu faiz için KDV’li fatura düzenlenmesi gerekebilir. Bu nedenle konu oldukça hassas olup, sürecin mali müşavirle birlikte yakından takip edilmesi önemlidir.

Bir diğer yöntem ise ortağın kendisine maaş niteliğinde huzur hakkı ödemesi yapmasıdır.
Bu uygulama, anonim şirketlerde yönetim kurulu üyeleri için; limited şirketlerde ise şirket ortakları için mümkündür. Huzur hakkı ödemelerinde SGK primi hesaplanmaz, ancak gelir vergisi ve damga vergisi kesintisi yapılır.
Huzur hakkı ödemesinin yapılabilmesi için şirketin ana sözleşmesinde bu konuda bir hüküm bulunmalı ya da yetkili organ tarafından karar alınmış olmalıdır.
Şirketten para çıkarmanın bir diğer yolu da kâr dağıtımıdır. Ancak kâr dağıtımı yapılabilmesi için bazı şartların sağlanması gerekir:
Şirketin net kârı, kurumlar vergisi ödendikten ve yasal yedekler ayrıldıktan sonra kalan tutar üzerinden hesaplanır. Dağıtılacak kâr payı üzerinden %15 oranında stopaj uygulanır.
Yıl sonunu beklemeden, dönem içinde de avans kâr dağıtımı yapılabilir. Bunun için şu iki şartın sağlanması gerekir: