Bir iş fikrine sahipsiniz, bunu gerçeğe dönüştürmek istiyorsunuz ve geleceğe yönelik hedeflerinizi netleştirmeye başladınız. Yatırımcıların bir girişimciyi cazip bulmasındaki en önemli unsurlardan biri, hedeflerine ulaşmak için izleyeceği yol haritasını net şekilde ortaya koyabilmesidir.
Bu yazının temel amacı; fikri olan, belirli hedefler koymuş ve girişimini kurumsal bir yapıya taşımak isteyen herkes için, en uygun şirket türünü seçme sürecinde yol gösterici olmaktır. Bu kapsamda, Türkiye’de ticari hayatta yer alan şirket yapılarını kısaca inceleyerek başlayalım.
Girişimim İçin Hangi Şirket Türlerini Seçebilirim?
Türkiye’de faaliyet gösteren ticari işletmeler öncelikle tüzel kişiliğe sahip olup olmamalarına göre sınıflandırılır. Ekonomide aktif rol üstlenen işletmelerin büyük çoğunluğu tüzel kişilik çatısı altında faaliyet göstermektedir. Bu nedenle, tüzel kişilik kavramını kısaca hatırlamak faydalı olacaktır.
Tüzel Kişilik Nedir?
Tüzel kişilik; ticari ya da sosyal bir amaç doğrultusunda bir araya gelen kişi toplulukları ile mal varlıklarının, hukuk düzeni tarafından tek bir kişi gibi kabul edilmesidir. Bu sayede şirketler, gerçek kişilerden bağımsız bir hak ve sorumluluk yapısına sahip olur.
Tüzel kişiliğe sahip şirketler arasında girişimcilik dünyasında en sık karşılaşılan üç temel yapı bulunmaktadır:
Şirket Türleri Arasındaki Temel Ayrım
Bu üç yapı arasındaki en kritik fark, borçlardan doğan sorumluluk rejimidir. Şahıs şirketlerinde ortaklar, şirket borçlarından tüm kişisel mal varlıklarıyla sorumluyken; Limited ve Anonim Şirketlerde borçlardan öncelikle şirketin kendi mal varlığı sorumlu tutulur.
Başka bir ifadeyle, sermaye şirketlerinde şirketin mali olarak zor duruma düşmesi halinde ortakların kişisel mal varlıklarına başvurulmaz. Buna karşılık şahıs şirketlerinde, şirketle birlikte ortaklar da doğrudan risk altına girer. Bu önemli ayrım, özellikle yüksek risk içeren işlere girecek girişimciler için hayati öneme sahiptir.
Şahıs Şirketinin Ltd. ve A.Ş.’den Farklılaştığı Noktalar
Şahıs şirketi kurmak için özel ve güçlü bir gerekçeniz yoksa, büyümeyi hedefleyen girişimlerin belirli bir aşamada Limited ya da Anonim Şirket yapısına geçmesi genellikle daha sağlıklı bir tercihtir. Çünkü iş hacmi arttıkça, daha profesyonel bir yönetim anlayışı, daha sistemli bir organizasyon ve daha sürdürülebilir bir yapı ihtiyacı ortaya çıkar.
Şahıs şirketleri; görece küçük ölçekli, ortak sayısı sınırlı ve ortaklarının sorumluluklarının sınırsız olduğu şirket türleridir. Bu yapı, başlangıç aşamasında pratik olsa da bazı yapısal dezavantajlar barındırır.
Bunlardan en önemlisi, yatırımcılar açısından cazibenin düşük olmasıdır. Ortakların mutlaka gerçek kişi olması zorunluluğu nedeniyle, çoğu yatırımcı ve kurumsal sermaye yapısı, bu tür şirketlere ortak olamadığı için şahıs şirketlerine yatırım yapma konusunda çekimser kalmaktadır.
Sermaye Şirketlerinin Kurumsal Avantajları
Limited ve Anonim Şirketler, daha gelişmiş ve kurumsal bir organizasyon yapısına sahiptir. Bu şirketlerde sermaye yapısı, yöneticiler, ortaklar, denetim süreçleri ve görev dağılımları daha net şekilde tanımlanmıştır. Bu yapı sayesinde şirketler, ekonomik sistem içinde daha güvenli ve sürdürülebilir bir şekilde faaliyet gösterebilir.
Sermaye şirketlerinde şirket, borçlarından yalnızca kendi mal varlığıyla sorumludur. Bu durum, girişimcilerin kişisel mal varlıklarını koruyarak ticari faaliyetlerini sürdürmelerine olanak tanır ve daha sağlam adımlar atmalarını sağlar.
Aynı şekilde yatırımcılar da bu tür şirketlere ortak olarak, hem şirketin karar alma süreçlerine katılabilir hem de sahip oldukları hisseler aracılığıyla yatırımlarını hukuki ve mali açıdan güvence altına alabilirler.
Girişimciler İçin Ltd. mi, A.Ş. mi Daha Avantajlı?
Limited ve Anonim Şirketler arasındaki farklar özellikle ortak sayısı, kamu borçlarına ilişkin sorumluluklar ve hisse devri süreçlerinde belirginleşmektedir.
Anonim Şirketlerde ortak sayısı bakımından herhangi bir üst sınır bulunmazken, Limited Şirketlerde ortak sayısı en fazla 50 kişi ile sınırlandırılmıştır.
Ayrıca Anonim Şirket ortakları, sermaye taahhütlerini yerine getirdikten sonra kamu borçlarından sorumlu tutulmazken; Limited Şirket ortakları, SGK primleri, vergi borçları ve benzeri kamu alacaklarından sermaye payları oranında sorumluluk taşıyabilmektedir.
Hisse devri bakımından da Anonim Şirketler daha esnek bir yapıya sahiptir. Limited Şirketlerde hisse devri noter onayı gerektirirken, Anonim Şirketlerde çoğu durumda yazılı bir hisse devir sözleşmesi yeterli olmaktadır.
Limited ve Anonim Şirketler arasındaki farklara bir sonraki yazımızda daha detaylı şekilde değineceğiz.
Genel Değerlendirme
Gerek girişimciler gerekse yatırımcılar açısından bakıldığında, ticari risklerin yönetimi ve büyüme potansiyeli dikkate alındığında, en rasyonel tercihlerin Limited ve Anonim Şirketler olduğu görülmektedir.
Bununla birlikte, iş fikrini küçük ölçekte hayata geçirmek ve piyasayı test etmek isteyen girişimciler için şahıs şirketi, başlangıç aşamasında pratik ve düşük maliyetli bir geçiş basamağı olarak değerlendirilebilir.