Girişimcilikte Paranın Zaman Boyutu

Girişimcilikte Paranın Zaman Boyutu

 

Paranın Zaman Değeri Herkes İçin Geçerlidir

 

“Bu konu beni ilgilendirmez, ben yatırımcı değilim” demek mümkün değildir. Çünkü paranın zaman değeri yalnızca büyük yatırımlarla sınırlı bir kavram değildir. En basit haliyle, cebinizde duran nakit para bile her gün potansiyel bir faiz gelirinden mahrum kalmaktadır.

Ekonomi terminolojisinde bu duruma, nakit paranın fırsat maliyeti denir ve finans dünyasında bu kavram paranın zaman değeri olarak ifade edilir. Reel bir yatırıma yönelmeseniz bile, elinizde tuttuğunuz para karşılığında bir getiri beklentisi oluşur. Bunun temel nedeni ise paranın satın alma gücünün zamanla azalmasıdır. Yani enflasyon.

Örneğin, yıllık enflasyon oranı %10 ise ve paranız atıl durumda bekliyorsa, yıl sonunda aynı para ile satın alabileceğiniz mal ve hizmetler yaklaşık %10 daha pahalı hale gelir. Bu da paranızın reel değerinin düşmesi anlamına gelir. Bu kaybı telafi etmek isteyen kişiler, paralarını kullandırdıklarında faiz talep ederler.

Bu noktada beklenen getiri oranının, enflasyon oranının üzerinde olması gerekir. Eğer elde ettiğiniz faiz yalnızca %10 ise, aslında reel olarak kazanç sağlamaz, sadece paranızın değerini korumuş olursunuz. Hiç kimseye para vermediğinizi düşünüyorsanız da, satın alma gücündeki düşüşü kabul etmiş sayılırsınız.

 

Girişimde Yatırılan Sermayeden Beklenen Getiri

 

Bir girişimci olarak temel soru şudur: Yaptığım yatırımdan ne kadar kazanç beklemeliyim? Enflasyonun ve dolayısıyla faiz oranlarının ne kadar üzerinde bir getiri hedeflemeliyim?

Bu noktada en temel karşılaştırma ölçütü, Devlet Tahvili ve Hazine Bonosu getirileridir. Çünkü elinizdeki para, hiçbir ek çaba göstermeden bu araçlar sayesinde belirli bir faiz geliri sağlayabilir. Finans literatüründe bu getiri, risksiz getiri oranı olarak adlandırılır.

Dolayısıyla, girişimcilik yoluyla beklenen kazanç mutlaka bu risksiz getiri oranının üzerinde olmalıdır. Aradaki fark ise, üstlendiğiniz riskin karşılığıdır. Yani özetle:

Beklenen minimum getiri = Risksiz faiz oranı + Risk primi

Risk primi kavramına geçmeden önce, günlük hayatta sıkça kullanılan bir başka yatırım ölçütüne de değinmek gerekir.

 

Yatırımın Geri Dönüş Süresi Yanıltıcı Olabilir

 

Ticari hayatta en sık sorulan sorulardan biri şudur: “Bu yatırım kendini kaç yılda amorti eder?” Bu yaklaşım, geri ödeme süresi olarak bilinir. Ancak bu yöntem, finansal açıdan her zaman doğru sonuçlar vermez.

Örneğin, bir işletmenin sac levha kesimini dışarıya yaptırdığını ve bu işlem için yılda 10.000 TL ödediğini varsayalım. Aynı işi kendi bünyesinde yapabilmek için 100.000 TL’lik bir makine yatırımı gerektiğini düşünelim. Yüzeysel bakıldığında, bu yatırımın kendini 10 yılda geri ödeyeceği sonucu çıkar.

Ancak asıl kritik soru şudur: Bu hesaplama gerçekten doğru mu? Finansal açıdan bakıldığında, bu yaklaşım hatalıdır. Çünkü yatırım için yapılan 100.000 TL’lik harcama bugün gerçekleşirken, sağlanan 10.000 TL’lik tasarruflar zamana yayılmaktadır.

Paranın zaman değeri göz önüne alındığında, 10 yıl boyunca elde edilen bu tasarrufların bugünkü değeri hiçbir zaman doğrudan 100.000 TL’ye eşit olmayacaktır. Bu nedenle, yalnızca amortisman süresine bakarak yatırımın kârlılığı hakkında sağlıklı bir karar vermek mümkün değildir.